Stern Ingredients'da düzenlenen “Una Değer Katan Ürünler ve Uygulamalar” çalıştayına Brabender uygulamaları ile katıldık.

11 Eyl 2019


Anamed &Analitik Grup olarak Stern Ingredients Türkiye’nin İzmir Çiğli fabrikasında düzenlenen “Una Değer Katan Ürünler ve Uygulamalar” konulu çalıştayında Brabender firmasının Amylograph ve Glutopeak cihazlarının uygulamalarını ürünlerle birlikte  yaptık.






Brabender Amylograph ile un ve kepekli tahıllarınızın enzim aktivitesinin güvenilir ve tekrarlanabilir sonuçlarını alabilirsiniz. Daha fazla bilgi için: https://lnkd.in/dq9YjWZ






Brabender GlutoPeak ile kepekli ve unlu ürünlerini gluten kalitesini hızlı ve güvenilir bir şekilde ölçebilirsiniz. Daha fazla bilgi için: https://lnkd.in/dVs5dyQ







Sektörde farkındalık sağlayan, verimli ve faydalı geçen bu çalıştayı düzenleyen Stern Ingredients Türkiye’ye ve tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.

Stern Ingredientsda düzenlenen Una Değer Katan Ürünler ve Uygulamalar çalıştayına Brabender uygulamaları ile katıldık.

Brabender’a ‘Beş Yıldız

5 Şub 2019

Brabender, 5-Star Service (Beş-Yıldız Servisi) ile hem arıza sürelerini mümkün olduğunca kısa tutmaya hem de müşterilerin işletme maliyetlerini düşük tutmayı hedefliyor.

Duisburg merkezli Alman laboratuar ekipmanı üreticisi, “Katma Değerli Hizmetler” kategorisinde bir dizi ek avantaj sunuyor. Şirketin “kalitenin ölçüldüğü yer” prensibi, sadece malzeme test donanımı ile değil, aynı zamanda Brabender’ın hizmetleriyle de mükemmel bir şekilde bağdaşıyor.

Brabender Uluslararası Servis Direktörü Kai Kunicke, “Cihazlardan daha fazlasını sağlıyoruz” derken oldukça geleneksel şirketin geniş servis alanına gönderme yapıyor. “Müşteri hizmetlerimizle, müşterilerimizin Brabender donanımlarından ölçülebilir bir şekilde yüksek bir kullanabilirlik elde etmelerini garanti altına almak istiyoruz. Bu amaçla çeşitli teklifler sunuyoruz ve ayrıca müşterilerimizle birlikte yeni teklifler geliştiriyoruz,” diye de ekliyor. Brabender 5-Star Service (Beş-Yıldız Servisi), birbiriyle iç içe geçmiş beş hizmeti kapsıyor.

Birinci Yıldız: Yerinde Servis – duraksama yerine önlem Denetleme, bakım ve onarım – Brabender, bu hizmetleri müşterilerin lokasyonunda sunmaktadır. Bu hizmete dair bilgi veren Kai Kunicke şunları söylüyor: “En kötü durum senaryosu cihazın hiç çalışmadığı veya hatasız bir şekilde çalışmadığı durumdur. Bunun sonucu duraksama olur. Gerekli yedek parçaların tedarik edilmesi ve cihazın onarılması gerekir. Bu nedenle, bileşenlerin ömrünün kullanım sonuna yaklaştıklarında değiştirilmeleri için gerekli önlemleri alıyoruz. Bazen bu, şartlara bağlı oluyor. Fakat bunu ayrıca bir plana bağladık. Bu şekilde müşteriler için ciddi bir ek maliyet çıkaracak olan duraksama zamanlarını bu şekilde engelliyoruz veya minimize ediyoruz. İyi bir hazırlık olursa duraksama bile olmaz.”

Her denetleme, bakım veya onarım sonrasında Brabender servis teknisyenleri, test donanım yönetimi için tutulan donanım kaydında 1:1 oranında, arşivlenebilen ayrıntılı bir bakım raporu yazıyor. Kunicke, “Dünya çapında 60’tan fazla ortağımız var; bunların çoğu da kendi servis personeli ve atölyeleri var. Sonuçta, 5-Star Service, dünya genelinde sıkı bir ağa sahip” diyor.

İkinci Yıldız: Yedek Parçalar – cihazları uzun süre kullanım Brabender, yıllar içerisinde yedek parça bölümünün lojistiğini geliştirmeye devam etti. Bundan dolayı gururlu bir şekilde konuşan Kunicke, “Müşteri hizmetlerimiz, piyasada beklenen on yılın çok ötesine geçen yedek parça temin sağlıyor. Müşterilerimiz, yirmi yıl veya daha eski cihazları için yedek parça elde edebiliyor.” diyor.

Laboratuvar ekipmanları uzmanı müşterilerimiz, profesyonel danışma kadar hızlı seçim ve gerekli parçaların hızlıca ulaştırmasına güvenebiliyor. Merkezi iletişim noktası olarak, 7/24 servis hattının çalışanları, başlangıçtan itibaren orijinal yedek parçalar ve sarf malzemeler için yardımcı oluyor. Brabender bir cihazın kullanım süresini uzatmak veya teknik olarak update etmek adına güncelleştirme kitleri sunuyor. Bu konuda bilgi veren Kai Kunicke, “Bunlar, tedarikçiler, yedek parçaları iptal ettiğinde operasyona devam etmek için bir çözümdür. Yedek parça servisimizle müşterilerimiz, cihazlarının uzun süreli kullanılabilirliğinden ve uzun yıllar boyunca öngörülebilir parça tedarikinden faydalanmaktadır” şeklinde konuşuyor.

Üçüncü Yıldız: Hizmet hattı – 7/24 ulaşılabilir Cihazın çalışmadığı süreyi oldukça kısaltmak adına müşteri hizmetleri her daim, yani haftanın yedi günü ve yirmi dört saat ulaşabilir. Sorun varsa müşteri hizmet hattı çalışanı, herkesi harekete geçirip müşterinin sorununu hızlıca ve uygun bir şekilde çözüyor. Kişisel temsilciler olarak gerekli orijinal yedek parça ve sarf malzemelerinin seçimi ve tedariğinin yanı sıra tanı ve çözüm bulma konusunda destekliyorlar. Bununla birlikte müşteri hizmet hattı çalışanları, ister uzaktan bakım isterse de müşterinin yerinde olsun, araştırma ve geliştirme alanındaki Brabender uzmanları ve hizmet atamaları organizasyonu ile koordinasyon içinde yer alır.

Dördüncü Yıldız: Fabrika hizmeti – gelişmiş tazelenme Her cihaz bir noktada elden geçirilmelidir. Daha sonra Brabender’ın fabrika servis personeli, kusurlu parçaları onarır. Cihazların ömrünü uzatmak ve aynı zamanda değerlerini korumak adına bu süreçte orijinal parçaları Brabender’dan kullanırlar. Brabender Uluslararası Servis Direktörü Kai Kunicke, Brabender Fabrika Hizmeti’nden bahsederken, “Hizmetlerimizi tesislerimizde tamamladığımızda, müşteriler bir servis teknisyeninin bazen ciddi seviyelere yükselen seyahat masraflarını ödemek zorunda kalmıyor. Mümkün olduğunca, geçici cihaz sağlıyoruz; bu şekilde, bu süre zarfında iş müdahale olmadan devam edebilir. Burada sadece onarımdan değil cihazın gelişmiş bir şekilde yenilenmesinden bahsediyoruz. İhtiyaç olursa uzman bölümümüz yeni kablo bağlıyor.” Eğer müşterilerin elinde Brabender’in artık yedek parçasını tutmadığı eski cihaz varsa da şirket, asıl çizime göre bir ürün sunuyor.

Fonksiyonel olan ancak artık gerekmiyen ölçümleme cihazları için de Brabender, ücretsiz online satış platformu ‘Brabender Marketplace’i kurdu. Buradan işlem yapmak için tek yapılması gereken kayıt olmak. Bu şekilde şirket, sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak istiyor.

Beşinci Yıldız: Katma Değerli Hizmetler Bir dizi başka avantajla birlikte Brabender gerçekten özel ek hizmetler sunuyor. Bütçelerine ağır yük olmak istemeyen ve belirlenmiş zaman dilimi içerisinde cihazlarını hâlâ test eden müşteriler, Brabender’in denetleme ve bakım anlaşmalarından yararlanabiliyor. Hizmet Direktörü Kunicke, bakım anlaşmasının getirdiği yüksek yararı şu şekilde anlatıyor: “Düzenli bir kontrol, kusursuz ve kesintisiz bir üretim süreci için gerekli olan sürekli doğru ölçümleri garanti altına alır. Sonuçta müşteriler,ikayetlerini gidermek için harcanacak kısmen önemli harcamalardan kaçınabilir. İtibarlarına ve imajlarına gelecek zarardan bahsetmiyorum bile…”

Bireysel veya standart – önemli olan güvenirlilik Brabender müşterileri, hangi kapsamda ve ne sıklıkla bakım ve denetimlerin yapılması gerektiğini bireysel olarak belirleyebiliyor. Bu noktayı izah eden Brabender Uluslararası Servis Direktörü Kunicke, “Genel olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını takip eden çözümler sunuyoruz. Önerebileceğimiz en küçük hizmet denetlemedir. Bu, ‘Standart Koruyucu Hizmetler’ olarak genişletilebilir. Bu süreçte parçalarını değiştirip kalibre ediyoruz ve kontrol ölçümlerini yapıyoruz. Bu paket sırasıyla acil durum yanıtlarını kapsayacak şekilde ‘Özel Hizmet’ ve garantili yedek parça ve kısa cevap zamanını da içeren ‘Tam Özel Hizmet’ olarak genişletilebilir” bilgisini veriyor.

Koruyucu bakım döngüsü içerisinde, Brabender’in 5-Star Service’i esneklik de gösteriyor: Üç aylık, yarı-yıllık veya yıllık bazda olsun - bu geleneksel tekrarlara ek olarak, iki yıllık bir ara ile anlaşmalar mevcut. Kai Kunicke bunun yararını şu sözlerle anlatıyor: “Eğer bir bakım anlaşmanız varsa, her bütçe yılı için maliyetleri özellikle planlayabilirsiniz. Birçok müşterinin bu harcamalar için genellikle ayrı bütçeleri var. Onarımlar için ayrılan bütçe daha sonra serbest bırakılabilir.” Bakım anlaşmasının bir parçası olarak müşteriler, Brabender uygulama yazılımının güncellemesini alabiliyor.

Kalibrasyon Seti – gıda ve kimya için başvuru malzemesi: Brabender’in Kalibrasyon Seti özel bir “hizmet.” Brabender müşterileri,bunu, kendi başlarına öngörülen ve gerçek değerleri karşılaştırmak için cihazlarında kullanabilirler. Başvuru malzemesi, süreçsel talimatlar ve referans olarak bu malzemenin ana makinelerinden elde edilen ölçüm sonuçlarını içeriyor. Sadece bu malzeme için kullanırlar ve her zaman aynı sonucu vermek zorundadır. Yani, dünyanın neresine giderseniz gidin bu başvuru malzemesi ile test edilen cihazlar ana cihaz, “orijinal sayaç” ile uyumludur. Eğer böyle değilse, müşteri olası çözümleri müşteri hizmetleriyle doğrudan görüşebilir.

Sonuç olarak, Brabender’in “Cihazlardan daha fazlasını sağlıyoruz” prensibini çok daha iyi anlıyoruz. Brabender’in 5-Star Service’i, cihazların kullanım ömrü boyunca kapsamlı hizmetler sunuyor. Karmaşık problemler durumunda deneyimli ve yetkin teknik çalışanlar en kısa zamanda yardım etmeye çalışıyor. Bu da kelimenin tam anlamıyla beş yıldızı hak ediyor. 

 

Brabendera Beş Yıldız

We are attending the International Symposium on Food Rheology and Texture (FRTI2018)

10 Eki 2018

We are pleased to invite you to visit our stand at the International Symposium on Food Rheology and Texture (FRTI 2018). The FRTI 2018 takes place on October 19th through 21st at Istanbul Technical University, Süleyman Demirel Kültür Merkezi. We welcome you to our stand to discuss our innovations and new applications for food rheology and texture.

We are attending the International Symposium on Food Rheology and Texture FRTI2018

Anamed & Analitik Grup KUSAD kongresine katılıyor !!

20 Eyl 2018

27-29 Eylül 2018 tarihlerinde Karadeniz Un Sanayicileri Derneği tarafından tarafından Samsun'da düzenlenen "Hasadın Ardından" konulu genişletişmiş sektör toplantısında bir araya geliyoruz. Un sanayicilerine yönelik yenliklerimiz ve yeni uygulamalarımız hakkında görüşmek üzere standımıza bekliyoruz. 

Anamed  Analitik Grup KUSAD kongresine katılıyor

Anamed & Analitik Grup IPTS 2018'de

14 Eyl 2018

17-19 Eylül 2018 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından Antalya'da düzenlenen 19. International Pharmaceutical Technology sempozyumunda eczacılık ve ilaç sektörüne yönelik çözümlerimiz hakkında görüşmek üzere standımıza bekliyoruz. 

Anamed  Analitik Grup IPTS 2018de

TUSAF 2018 Buğday ve Ekmeğin Aşkı: Un

9 Mar 2018

8-11 Mart Tarihlerinde Antalya'da gerçekleşen TUSAF 2018 Kongresindeyiz

TUSAF 2018 Buğday ve Ekmeğin Aşkı Un

Anamed & Analitik Grup TURKCEM dergisinin son sayısında

22 Şub 2018

Genel müdürümüz Melek Malkoç'un röportajında teknoloji ile paralel olarak gelişen Ar-Ge’nin insan hayatı için ne kadar önemli rol oynadığını ve daha fazlasını bulabilirsiniz.


Kalite kontrol ve Ar-Ge cihazlarına 40 yılı aşkın süredir hayat veren Anamed & Analitik Grup’un Genel Müdürü Sayın Melek Malkoç ile Türkiye’de Ar-Ge’nin geçmişten günümüze gelişim sürecine, farkındalığına ve Anamed & Analitik Grup’un Ar-Ge yatırımlarına dair bir röportaj gerçekleştirdik. Hazırlamaktan büyük keyif aldığımız bu röportajımızda, teknoloji ile paralel olarak gelişen Ar-Ge’nin insan hayatı için ne kadar önemli rol oynadığını bir kez daha anlamış bulunmaktayız.

 


Bize Anamed & Analitik Grup kuruluş süreci ve günümüzdeki yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Anamed & Analitik Grup, Türkiye temsilcisi bulunduğu üreticilerin kalite kontrol ve Ar-Ge cihazlarının satış öncesi, satış sonrası hizmetleri ve satışı ile sektör içerisinde 40 yılı aşkın süredir hizmet vermektedir.

Anamed & Analitik Grup uzun yıllar boyunca sektörün içerisinde olmanın sağladığı farkındalıklar, bilgi ve tecrübe ile yoluna devam ediyor. Global düşünüp, bütün aksiyonları kendi özümüzdeki pazara ve duruma göre yorumlayarak uygulamak bizim amaçlarımızdan biri. Takım olarak yer aldığımız bu sektörde elimizdeki oyuncaklarımız, teknolojinin oyuncakları. Oynatan, insanlığa faydalı hale getiren bizleriz.

Anamed & Analitik Grup olarak, Kalite Kontrol ve Ar-Ge cihazlarına hayat veriyoruz ve uzun yıllar ülkemizde hizmet vermesini sağlıyoruz. Burada önemli olan bu hizmetleri yapan doğru insanları seçebilmektir, doğru insana yatırım yapıyor ve onları geleceğe hazırlıyorsanız doğru yoldasınız demektir. Biz doğru yoldayız diye düşünüyorum. Cihaz değil gelecek ve çözüm satıyoruz. Eğitimli, tecrübeli ve donanımlı, konusunu bilen, teknik, satış, servis ve idari olmak üzere 50’ye yakın çalışma arkadaşımızla bu sektöre hizmet veriyoruz.

Hangi sektörlere hizmet vermektesiniz? Faaliyet gösterdiğiniz projelerinizden bahseder misiniz?

Gıda sektörü, kimya sektörü ve hayat bilimleri sektörlerinde faaliyet göstermekteyiz. Esasen, bu 3 sektördeki amaç, hedef hatta kullanılan cihazlar bile aynı diyebilirim. Tek fark kullanılan numune, ürün. Örneğin ; aynı cihaz gıda sektöründe buğday unu hamuruyla çalışıyor kimya sektöründe de plastik hamuruyla. Buğday unu hamuruyla plastik hamurunun reolojik özellikleri aynı. Biri doğanın, diğeri laboratuvarda insanın yarattığı eser.

Biz kimyanın her yerindeyiz. Cihazlarımızın analiz metotları ve uygulama alanlarında; su kimyası, deterjan kimyası, ilaç kimyası, plastik kimyası, çevre kirliliği kimyası ve hatta beynin kimyasında bile varlar.

Projemize, araştırmacının görüş ve önerilerini alıp ihtiyaçlarını belirlemek ile başlıyoruz. İlgili konu kapsamında öncelikle bizim araştırmalarımız, cihazların uluslararası düzeyde Ar-Ge çalışmalarında nasıl kullanıldığı, bu cihazlarla yapılan buluşlar, yaratılan farkındalıklar, üretilen katma değere sahip ürünler hakkında bilgileri toparlamaya çalışıyor ve bu bilgileri sektörle paylaşıyoruz. Fuarlar, kongreler, seminerlerle teknik bilgilendirme ve görsel tanıtım sağlıyoruz.

Endüstrinin yanı sıra üniversiteler ve devlet laboratuvarlarında da faaliyet göstermekteyiz. Türkiye’de 158 bini aşkın araştırmacı var. Bu kişiler ülkemiz için üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında Ar-Ge yapmaktalar. Bu görünmeyen güçler birçok konuda bizlere önder olmaktadır.



Ar-Ge hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Ar-Ge’ye yapmış olduğunuz yatırımlar nelerdir?

Ar-Ge’nin önemi günden güne artmaktadır. Ar-Ge’nin gücü insanın kendisidir. Günümüzde Teknoparklarda 57’ye yakın aktif olarak çalışan Ar-Ge Kuluçka, Kobi gibi girişim şirketleri var. Buralarda 40.000’e yakın da araştırmacı farkındalık yaratacak yeni ürünler yapmaya çalışıyor. Bu sektöre canlılık katmakta olup yeni ürün çözümlerini sunmaktadır. Ve burada bizde görevlendiriliyoruz.

Anamed & Analitik Grup’un şirket vizyonu önce insan, farkındalık kazandıracak, geleceğimizi daha iyi yerlere taşıyacak çalışmalar insan tarafından yapılmaktadır. Bu düşünce ile Ar-Ge için yaptığımız en büyük yatırım insana yaptığımız yatırımdır. Takım arkadaşlarımızın hepsine çok ayrı ihtimamla gerek yurt dışı gerekse yurt içi eğitim vermekteyiz. Cihazlarımızın teknik destek eğitimini, yıllık kontrol ve bakımlarını, kalibrasyon, validasyon hizmetlerini, koruyucu önleyici bakımlarını, kullanım eğitimlerini veren bilgili, yetenekli, tecrübeli bir kadro ile ülkemizin Ar-Ge ve kalite kontrol laboratuvarlarına hizmet veriyoruz. Anamed & Analitik Grub’un ürünlerini kullanan ve kullanmak isteyen sektör aynı zamanda Anamed&Analitik Grubun vizyonuna da büyük katkı sağlamaktadır.



Kullandığımız sistemle teknolojiyi en iyi ve en hızlı şekilde takip etmeye çalışıyoruz. Bildiğimiz tek doğru şey var o da bu ülkeyi bulunduğu yerden yükseklere taşıyacak olan, farkındalık yaratılmış katma değeri yüksek ürünler üretmek. Ve bunlar sadece hayal kurmak, hedef belirlemekle olmuyor. Uluslararası platformda rakiplerimiz ile aynı paralelde konuşabilmek adına elimizin altında bulunan cihazlarla ve işimizin aynası olan mutfağımız laboratuvarımız ile oluyor ve adına da Ar-Ge deniliyor.

Sektör hakkında neler söylemek istersiniz? Türkiye’de Ar-Ge’nin öncesi ve günümüzdeki konumundan bahseder misiniz?

Sektör hakkında görüşlerimi söylemeden önce bu sektörde bulunmamı sağlayan bir anekdottan bahsetmek istiyorum. Benim kimyacı olma hedefim lise 1. sınıfta periyodik tablo ile ilk tanışmam ile başladı. Periyodik tablo bana yaşamı, dünyayı ve geleceği gösteriyordu sanki. Bana bir hayat gibi gelen periyodik tabloyu dünya haritasının düzleşmiş haline bile benzetiyordum bazen. Hala çantamda taşırım. Kimya mühendisi olmalıyım dedim oldum. Fakat işim yeni başlamıştı. Hamdım, yandım misali olmak için de sektörün içerisinde gelişime ve üretmeye açık olarak, yeni bilgiler edinmeye, yeni teknolojilerden haberdar olmaya, biriktirdiklerimi paylaşmaya gayret ediyorum.

1990’lı yıllarda sektörün ivme kazanması ilaç sanayisiyle gerçekleşti diyebilirim. Alınan eğitimlerle ilaç sanayinin yüzü değişti ve analizleri daha hassas hale getirildi. Türkiye’de üretilen ilaçlar yurt dışında satılmaya başladı. Kontrol sistemleri gerek devlet gerekse uluslararası kalite firmaları ile sağlanmaya başlandı. İlaç sektörüyle başlayan bu atılımın devamında diğer sektörler de gelmeye başladı. Bu süreçte de birçok gelişmiş teknoloji, yenilik ve üretkenlikler istediğinden bize de çok büyük ivmeler kazandırmış oluyor. Günümüzde uluslararası platformda kabul görmüş global kuruluşlarımız ve yerli sermaye ile kurulmuş fabrikalarımız, kalite kontrol ve Ar-Ge laboratuvarlarımız var. Yaşanan bu gelişmelerle gurur duyuyoruz.

Son 10 yılda ülkemizde büyük değişikler var. Devletin de Ar-Ge stratejilerinin olumlu değişmesiyle birlikte sektörde önemli atılımlar gerçekleşti. 19. ve 20. yüzyılların  kafa yapısı ve düşünce şeklinin bizi daha ileriyegötüremeyeceğinin bilinciyle 21. yüzyıla uygun hareket edilmesi gerektiği açıkça anlaşıldı. Bizler günümüzde emeğimizle, insanımızla artı değeri yaratacak ürünlerle sektörün portföyünü daha da ileri taşıyabiliriz.


Türkiye’nin Ar-Ge geçmişini incelemek için Ar-Ge cihazlarının satış oranlarının günümüze kadar nasıl değişim göstererek geldiğini görebilmek gerek. Bu verileri edine bileceğimiz çeşitli kuruluşlar var. 1980’lerden beri ülkemiz birçok laboratuvar cihazlarına sahip oldu ama bunların içerisinde Ar-Ge amaçlı olanları çok azdı. 2000’li yıllarda bu cihazların kullanımı ve bilinirliği arttı. 10 yıl önce yurt dışında almış olduğumuz teknoloji eğitimi ile ilgiyi bir konuyu konuşmaya yeni başlıyoruz. Ama bundan 10 yıl önceki eğitimi konuşmaya başladığımız zaman da 20 yıl geçmişti. Demek ki artık zamanı yakalayabiliyoruz.

Gelişmiş bir teknoloji ve insana yapılan yatırımlarla ülkemizin başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Çünkü çok pratik ve çalışkan bir milletiz tek eksiğimiz sistem. Sisteme sahip olursak bu yolda çok daha hızlı, ileriye dönük adımlar atacağız. Sistemi kuracak ve uygulayacak da yine İnsandır.

Anamed & Analitik Grup’un şirket vizyonu önce eğitimli insan. Eğer ki eğitimi eksikse gerekli donanımı sağlayacağımız sabırlı, sadık ve çalışkan insan. Her şeyden önemlisi de iyi insan.

Huzurlu, sağlıklı ve başarılı bir geleceği; iyi insanlarla inşa edeceğimize yürekten inanıyorum.

 

Anamed  Analitik Grup TURKCEM dergisinin son sayısında

2027 yılına kadar Farinograph-TS Türk patent ve marka kurumunda tescil edildi..

26 Oca 2018

2027 senesine kadar Farinograf-TS Türk patent ve marka kurumu tarafından tescil edildi. Türk Patent enstitüsü br sınai veya ticari buluşun mal ve satış hakkının belli bir süre için bir şahsa veya firmaya ait olduğunu gösteren devletçe onaylı resmi belgeyi vermekle yükümlü olan, Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı, özel bütçeli, bağımsız yasal bir kuruluştur. Türk paten enstitüsü Türkiye'nin teknolojik gelişimine katkıda bulunmak, serbest rekabet ortamı sağlamak, araştırma ve geliştirme hareketlerinin ilerlemesine sağlamak, patent haklarına ilişkin yurtiçi ve yurtdışı bilgi ve belgeleri kamu yararına sunmak, kanunla düzenlenmş patent, marka ve endüstriyel mülkiyet haklarının oluşmasını ve korunmasını sağlak amacıyla kurulmuştur.

Farinograf nedir? Ne işe yarar?
Farinograf-TS Brabender firması tarafından üretilen, hamurun yoğurma özelliklerinin belirlenmesinde kullanılan ve unun ekmeklik özellikleri hakkında bilgi veren bir cihazdır. Hamurun yoğurma sırasında yoğurucu paletlerine karşı gösterdiği direnc, grafik olarak gösterilir. Bu test sayesinde unun su absorpsiyonu ve hamurun yoğurma sırasındaki gelişme süresi, stabilite, yoğurma tolerans sayısı, yumuşama derecesi, valorimetre değeri gibi reolojik özellikleri ölçülerek gluten proteinlerinin hamur oluşturma özellikleri hakkında çok değerli bilgiler edinilir.

 
Bir unun farinogram özellikleri gluten proteinlerinin miktar ve kalitesi ile ilgilidir. Ekmek üretimi amacıyla kullanılacak unların su absorpsiyonu yüksek olmalı, yoğurma süresi ise cok uzun olmamalıdır. Yoğurma süresinin aşırı uzun olusu enerji ve zaman kaybı yönünden ticari fırınlarda istenmeyen bir özelliktir. Ancak yoğurma süresi cok kısa olan unların ekmeklik kalitesi de genellikle düşüktür.


 

 

 

2027 yılına kadar FarinographTS Türk patent ve marka kurumunda tescil edildi..

Brabender GlutoPeak Kalite Güvence Prosedürlerini Kolaylaştırıyor

26 Oca 2018

Değirmencilik endüstrisinde, hammadde kalitesinin belirlenmesi oldukça önemli. Hammaddenin test edilmesi hayatî bir görev.



Değirmencilik endüstrisinde, hammadde kalitesinin belirlenmesi oldukça önemli. Hammaddenin test edilmesi hayatî bir görev.Değirmencilik endüstrisinde, hammadde kalitesinin belirlenmesi oldukça önemli. Hammaddenin test edilmesi hayatî bir görev. Bu konudaki tecrübelerini aktaran Almanya’nın köklü değirmenlerinden Wiesneth Mühle’nin sahiplerinden Julia Wiesneth,“GlutoPeak sayesinde kalite güvence prosedürlerimizi kolaylaştırdık. Şu anda ürünler gelir gelmez glutenin kalitesini test edebiliyoruz.” diyor.
 

Bavaria’nın en büyük un değirmenlerinden birinde, kurum içi laboratuvarda yapılan sürekli denetimler, şirketin kalite standartlarının devamı için büyük önem taşıyor. Dolayısıyla, bölgedeki  işletmelerinden Wiesneth Mühle GmbH un fabrikasının Pommersfelden-Sambach’taki tesisine gelen tahıl yüklü araçlara, ürün alanına devam etmeleri için izin verilmeden önce kalite denetimleri yapılıyor. Numuneler, doğrudan araç üzerinden alınıyor ve bir boru sistemi aracılığıyla laboratuvar tesislerine gönderiliyor.

Alınan tahıl burada hızlıca öğütülüyor ve gluten kalitesi inceleniyor. Bunun için laboratuvar ölçüm ekipmanları üretiminde lider şirket olan Duisburg merkezli Brabender tarafından geliştirilen GlutoPeak kullanılıyor. Bu cihaz, hazırlama ve temizleme dahil olmak üzere maksimum on dakika içerisinde ilgili tahılın gluten özellikleri ve yapısı hakkında hızlı ve güvenilir bilgiler veriyor. Bu da gelen ürünlerin tam bir kalite analizinin yapılması için muazzam bir kazanç sağlıyor. Wiesneth Mühle tesisi, her gün ortalama 250 ton  ve çavdar öğütüyor. Yaz aylarında, çiftçilere ait araçlar değirmenin önünde uzun kuyruk oluşturuyor. Ayrıca, farklı tahıl türleri de incelenerek Nuremberg ve Wirzburg’daki diğer iki tesiste kayıt altına alınıyor.

Reiche Erbrach nehri üzerinde bulunan Wiesneth Mühle’nin adına, 13. yüzyıldaki resmi belgelerde rastlanıyor. Değirmen şu an 300 yılı aşkın bir süredir, üstün kalite, güvenilirlik ve esneklik açısından bölge genelinde oldukça saygı duyulan Wiesneth ailesinin mülkiyetinde. Değirmen sahiplerinden Heinrich ve Barbara Eiwsneth’in kızı Julia Wiesneth bu tesiste büyümüş bir değirmenci ve şu an değirmen makinelerinde uzun yıllara dayanan bir aile geleneğinin parçası. Eğitim almış bir değirmenci, değirmendeki günlük işin ne olduğunu tam olarak bilir. Julia bu konuda tecrübeli bir isim olarak kalite kontrol konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Ürünlerimizin kalitesi müşterilerimizin memnuniyetinde önemli bir rol oynuyor. Konu, unlarımızla ilgili kalite taleplerine geldiğinde, süreklilik ve bütünlük olmazsa olmaz bir şart. Tahılı aldığımızda, işleme sürecinin başlangıcında gerçekleştirilen inceleme ve analizlere odaklanıyoruz. Bu hususta, geçen yıl GlutoPeak’i alarak niteliksel laboratuvar testlerine yönelik imkanlarımızı en iyi seviyeye getirdik ve büyük oranda geliştirdik. Hızlı, basit laboratuvar testleri fikrini ve tahılları aldığımızda bunu yapabiliyor olma fikrini sevdik. Bu sayede farklı değişkenlerin özelliklerini değerlendirebiliyoruz.” Bu yıl yürürlüğe giren AB Gübre Yönetmeliği‘nin GlutoPeak’e yatırım yapma kararlarında rol oynadığını söyleyen Wiesneth, “Bu çerçevede, düşen protein değerlerini sayabiliyoruz. Bu sayede istikrarlı bir üstün kaliteyi garanti altına almaya devam etmek amacıyla belirli türlerin kendine özgü nitelikerlerini kullanarak bunu telafi etmek istiyoruz.” diye konuşuyor.

KALİTEDE İSTİKRAR
Brabender GlutoPeak, Farinograf, Exteansograf ve Amilograf gibi araçlarla, analitik diferansiyel diyagnostik yapılmadan önce gluten kalitesi konusunda sonuçlar verebiliyor. Üç Fazlı-Sistemi ile bu prosedür, göreceli olarak zaman alan bir işlemdir ve bunun, eğitimli bir laboratuvar personeli tarafından yapılması gerekir. Bu nedenle şu ana kadar yalnızca tahılın tesiste teslim alındığı aşamada rastgele numune esaslı analizler yapılabilmekteydi. Ancak GlutoPeak cihazının 2016 yazında alınmasından bu yana bu işlem artık gelen ürün bölümünde yapılabiliyor. Julia Wiesneth, bu noktadaki memnuniyetini, “Brabender GlutoPeak, çeşit esaslı kalitenin kaydedilmesi için bize önemli bir destek anlamına geliyor. Bu şekilde gluten özellikleri ve yapısı hakkında reolojik tablolar oluşturmaya yönelik olarak protein oranlarının tahmin edilmesinde de kullanılabilen bilgileri hızlı bir şekilde elde edebiliyor, bu sayede incelenmekte olan tahılın niteliksel değerlendirmesini yapabiliyoruz. Farklı buğday türleri ve karışımlar için protein ve gluten oranının tek başına belirlenebilmesi, beklenen pişirme özelliklerine dair reolojik olarak geçerli tespitlerin yapılabilmesine yeterli değil. Brabender GlutoPeak bu boşluğu kapatıyor ve alınan ürünleri sürekli olarak izlemesi güvenliği sağlıyor. Wiesneth Mühle’nin mottosu da buna göre şekilleniyor: ‘Denetim, güvenlik sağlar’. Bu, pizzacıların yanı sıra farklı ölçekteki fırın işletmelerini, fırın ve pastacı toptancılarını kapsayan müşterilerimizde bize karşı güven yaratıyor.” sözleriyle dile getiriyor.

HIZLI KALİTE KONTROLÜ
Bu müşteriler için, hammaddelerin kalitesinin belirlenmesi, optimum kalitenin bulunmasında önemli bir rol oynamaktadır. GlutoPeak yalnızca birkaç dakika içerisinde Wiesneth Mühle tarafından üretilen buğday unlarının, kavuzlu buğday unlarının ve diğer tahıl esaslı ürünlerin ‘reolojik parmak izini’ sağlıyor.

Bu, aynı kardeşi gibi henüz genç bir değirmenci olan laboratuvardan sorumlu Luisa Wiesneth’in gerçekten takdir ettiği bir özellik. Zanaat Odası’nın 2015/16 döneminde ‘Almanya’nın en iyi değirmencisi‘ ödülünü verdiği Luisa, kalite güvencesini sağlamak için Brabender GlutoPeak’in önemini şöyle anlatıyor: “Konu pişirme özelliklerinin değerlendirilmesine geldiğinde gluten kalitesi, karar vermede oldukça önemli bir kriterdir. Bunun yalnızca hızlı ve kolay bir şekilde yapılması değil, aynı zamanda kalite yönetim amaçlarına yönelik güvenilir şekilde tekrarlanması da gerekiyor.
Ürün teslim bölümünde GlutoPeak kullanarak laboratuvar testlerinin otomatik olarak uygulanması, genellikle hata veren manuel yıkama yöntemlerine göre zaman kazandıran bir alternatif niteliğinde.” Bu işlem sırasında elle yapılan tek iş yalnızca numunenin tartılması. Daha sonra yazılım, ölçüm ve analizleri tamamen otomatik bir şekilde kontrol ediliyor.

BİR BAKIŞTA GLUTEN KALİTESİ
GlutoPeak, üç ve on gramlık un veya iri taneli buğday numunesi ile saf sudan oluşan bir süsyansiyonda, gluten proteinleri olan gliadin ve gluteninin toplanma davranışını ölçüyor. Cihaz, numunedeki gliadin ve glutenin proteinlerinin pişme özelliklerini tanımlamak amacıyla bunların kümelenme davranışını tespit edebiliyor. Maksimum torka ulaşmak için pik süre ve pikin yüksekliği, test edilen numune hakkında önemli bilgiler sağlıyor. Gluten fiziğine ilişkin zaman içerisinde davranış ve tork eğrileri kaydediliyor ve yazılım sayesinde grafiksel eğri olarak gösteriliyor.

Eğrinin yüksekliği ve daha sonra düşüşünün yanı sıra, eğrinin pik noktasındaki maksimum değere ulaşmak için alınan zaman belirleniyor. Yalnızca kısa bir sürede, bir bakışta kolaylıkla okunabilen bu değerler gluten kalitesi ve reolojik özelliklerine dair gerekli bilgileri veriyor. Sert gluten genellikle yüksek piklerle kısa yükseliş süreleri gösterir; yumuşak gluten ise gecikmiş, daha düz eğriler gösterebiliyor. Çok yumuşak gluten ise bisküvi ve waffle‘larda kullanılan buğday türü gibi ‘sıfır pik’e kadar oldukça geç ve düşük pikli, neredeyse dümdüz eğriler sayesinde ayırt edilebilir. Diğer sistemlerle kıyaslandığında, gluteni açığa çıkaran bir avantajı ise tam buğday ununun özellikleridir. Aynı tahılla yapılan çeşitli test serileri, sonuçlarıyla birlikte tam buğday unu ve normal ekmek unu arasında iyi bir ilişki olduğunu göstermiştir.

GlutoPeak kullanım tecrübesini aktaran Julia Wiesneth, “Analiz için GlutoPeak kullanırken, gözünüz öncelikle ‘Maksimum tork (BU) süresi’ ve ‘Maksimum tork (BU)’ değerlerine takılır. Ancak, -tüm ölçüm değerleri göz önünde bulundurularak – bütün eğrinin izlenmesinin değerlendirme için son derece önemli olduğunu öğrenirsiniz.“ diyor. Cihaz, şirketin, bölgede yetiştirilen ürünleri değerlendirebilmek amacıyla kendi parametrelerini geliştirmesine de yardımcı oluyor. Wiesneth,“Nihayetinde, GlutoPeak sayesinde alınan tahılları kalitesine dayanarak doğrudan silolarına ayırabiliyoruz.” değerlendirmesini yapıyor.

Wiesneth Mühle, GlutoPeak’in hızlı metodu sayesinde ürün kabul aşamasında kalite güvencesini büyük ölçüde optimize etti. Bu noktaya değinen Julia Wiesneth, “GlutoPeak sayesinde kalite güvence prosedürlerimizi kolaylaştırdık. Şu anda ürünler gelir gelmez glutenin kalitesini test edebiliyoruz. Bizim için bir diğer büyük avantajı ise şu anda Brabender GlutoPeak kullanarak yapabildiğimiz farklı değişkenleri değerlendirebiliyor olmamız.” diye konuşuyor.

Bir önceki yazımız olan "Sürdürülebilir kalite kontrol için anlık ölçüm yapan online cihazlar önemli"başlıklı makalemizde "hammadde analizi, Mehmet Şerif Gültay ve Şevsan" hakkında bilgiler verilmektedir.

Brabender GlutoPeak Kalite Güvence Prosedürlerini Kolaylaştırıyor

Genel Müdürümüz Melek Malkoç'un Miller dergsine vermş olduğu ' Laboratuvar Yatırımı mı, Gelecek Yatırımı mı ! ' röpartajını gururla paylaşıyoruz.

22 Oca 2018

Laboratuvar yatırımı mı, gelecek yatırımı mı!

Melek MALKOÇ, Anamed & Analitik Grup: “Standartların, belli kriterlerin öne çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Örneğin  yapacaksanız, bunu, sizden istenen standartları yerine getirerek sağlayabilirsiniz. Bugün Türkiye’de fabrikaların büyüdüğünü, tonajların arttığını, uluslararası platformlarda Türk ununun bir kaliteyi temsil ettiğini görüyoruz. Çünkü Türkiye’deki un fabrikaları, uzun yıllardır aldıkları taleplere ya da uluslararası ticarette istenen standartlara uygun un üretmeyi, ürettikleri unları farinograf, ekstensograf, alveograf gibi onaylı kalite değerlerini içeren analiz sertifikaları ile birlikte sunmayı başarabiliyorlar.”


Röportaj: Derya YILDIZ-İSTANBUL

Türkiye’de değirmencilik sektöründe kalite kontrol cihazları denildiğinde ilk akla gelen firmalardan biri olan Anamed & Analitik Grup, çoğumuz için özellikle Brabender markasıyla özdeşleşmiş durumda. Ancak sektörde 40 yılı geride bırakan firma, temsil ettiği markalardan ziyade, kendi hizmet kalitesi ve değerleriyle başarısını kanıtlayan nadir temsilcilerden.

Bugüne kadar pek çok farklı platformda bir araya geldiğimiz firmanın Genel Müdürü Melek MALKOÇ’la, bu sefer İstanbul’daki merkez ofislerinde, özel bir röportaj için buluştuk. Son derece keyifli söyleşimiz esnasında, bir anlamda Türkiye’de değirmencilik sektörünün laboratuvar ve kalite kontrol konusundaki dününü ve bugününü değerlendirme imkanı bulduk. Sayın Malkoç’un paylaştığı anıları hem Türkiye’nin bu konuda kat ettiği mesafeyi göstermesi hem de laboratuvarın önemini ve kazanımlarını göstermesi açısından son derece dikkat çekici. Ayrıca Türkiye’deki bu süreç, dünyanın farklı noktalarındaki pek çok üretici için de örnek oluşturabilecek nitelikte. Eğer laboratuvarla ilgili bir yatırım yapmayı düşünüyorsanız, bu söyleşi size yeni ufuklar açacaktır.

Sayın Malkoç, Anamed & Analitik Grup olarak Türkiye’de değirmencilik ve fırıncılık endüstrisinin yakından tanıdığı bir firmasınız. Öncelikle bize firmanızın amacını ve odak noktasını anlatır mısınız?
Değirmencilik ve fırıncılık endüstrisindeki en önemli odak noktamız doğadan gelen bir ürün olan . Buğdayın kültüre, yaşama ve geleceğe katacağı değerlerle ilgili çalışıyoruz. Amacımız bu değerleri daha kalıcı hale getirme, hem ekonomik hem de fiziksel açıdan buğdayı artı değeri yüksek ürünlere dönüştürme çabası içerisinde olan üreticilere, bu amaca ulaşmalarını sağlayacak doğru laboratuvar çözümlerini sunabilmek…

Bizim görevimiz bu ve 1970’li yılların başında Türkiye’de ilk kez  Bakanlığı’nın ve bakanlığa bağlı il laboratuvarlarının kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz günden bu yana bunu yapmaya devam ediyoruz.

Peki kurduğunuz bu ilk laboratuvarlar halen aktif mi? 
Üzerinden yaklaşık 40 yıl geçti ve bu süreçte bu laboratuvarlar elbette yok olmadı. Aksine yenilendi, farklı isimler, organizasyonlar altında gelişmeye devam etti. Devlet, laboratuvarları bir şekilde geleceğe taşıma ve geliştirme çalışmalarına devam etti. Zaman zaman bu çalışmalar içerisinde bizzat yer aldım, zaman zaman da bu konuda yapılan çalıştaylarda gözlemci olarak bulundum. Devletin bu konuda son 10-15 yılda attığı adımlar, sektöre önemli bir değer kattı. Devletin sağladığı desteklerle özel sektör de güçlendi ve daha kaliteli  yaparak ihracatını geliştirdi. Bugün Türkiye’de un sanayinin ihracatla ülke gelirine kattığı değer çok büyük.

Günümüzde laboratuvar cihazlarıyla tespit edilen birçok özellik, geçmişte nasıl belirleniyordu? Laboratuvarların Türkiye’de un değirmenlerine girme süreciyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Yıllar önce bu işe başladığımızda, bugün kalite kontrol laboratuvarlarındaki cihazlar yardımıyla yapılan değerlendirmeleri, un fabrikalarındaki konunun erbabı ustalar hayatları boyunca edindikleri bilgi birikimi ve tecrübeler ışığında yapıyordu. Bu ustalar, önlerine gelen buğdayı dişleriyle kırarak hangi nihai ürün için daha uygun olduğuna karar verebiliyorlardı. Öğütülen buğdaydan elde edilen un ile hamur yoğurup, kendilerine göre yöntemlerle uzama ve direnç gibi kabiliyetlerini değerlendiriyor, reolojik özelliklerine bakabiliyorlardı. Bu da çok büyük bir tecrübe ve duyusal yetenek gerektiren bir işti.

LABORATUVAR USTABAŞI OSMAN!
Bu süreci anlatmak için sizinle küçük bir anımı paylaşayım. Yıllar önce Trakya’da (bugün faaliyette olmayan) bir un fabrikasını ziyaret ederek fabrika sahibine laboratuvar değerlerini, laboratuvarın ürüne ne katacağını, elde edilen son ürünün maliyetini nasıl etkileyeceğini anlattım. Fabrika sahibi ise beni fabrikadaki un ustam diyerek Osman Beyle tanıştırdı ve “işte benim laboratuvarım” dedi. Osman ustanın tüm gün boyunca yaptığı iş dişiyle buğdayı kırıp hangi ürün için uygun olduğuna bakmak, nasıl paçal yapacağını anlamak, buğdayı öğüterek una dönüştürmek, bu undan yoğurduğu hamurla ilgili reolojik bilgi vermekti. O dönem aklıma ilk gelen sorular “Osman Bey’e bu işi kim öğretti?” ve “Osman Bey gittikten sonra bu işi kim devam ettirecek?” olmuştu. Yani sürdürülebilir bir kaliteyi bu şekilde nasıl sağlayabilirsiniz?

İşte bu soruların cevabı yoktu. Yıllar sonra Osman Bey vefat ettiğinde söz konusu şirketin unlarını taşıyan gemileri istenilen kaliteyi sağlamadığı için Fas veya Tunus’tan geri döndü. Akabinde firma sahibi beni aradı ve artık bir laboratuvar kurmamız gerektiğini, unlarının geri döndüğünü, alıcıların kalite ve bu kaliteyi belgeleyecek dokümantasyon istediklerini söyledi. Yani artık o son derece yetenekli ustaların yetenek ve tecrübe ışığında ortaya koydukları analizler, herhangi bir dokümantasyona dönüştürülemediği için yeterli olmuyordu.

O noktalardan bugün bulunduğumuz konuma ulaşmak çok büyük bir başarı. Bugün doğudan batıya, kuzeyden güneye buğday işleyen bütün değirmenler, un sanayicileri laboratuvarlarında hedefleri doğrultusunda hangi buğday cinslerinden nasıl bir paçal yapılması gerektiğini, bu paçal sonucunda üretilen unların hangi son ürün için kullanılabileceğini ortaya koyabiliyor. Yani sanayiciler buğdayın ya da unun ekmeklik mi, bisküvilik mi, makarnalık mı yemlik mi olduğunu laboratuvar koşullarında belirleyebiliyor.

Aslında bu anınız laboratuvarın önemini açıklıyor ancak biraz daha ayrıntılandıracak olursak laboratuvarın un sanayicisine sunduğu katkılar, avantajlar nelerdir? Bir un fabrikasında laboratuvarın önemi nedir?
Standartların, belli kriterlerin öne çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Örneğin ihracat yapacaksanız, sizden istenen standartları yerine getirmelisiniz. Bugün Türkiye’de fabrikaların büyüdüğünü, tonajların arttığını, uluslararası platformlarda Türk ununun bir kaliteyi temsil ettiğini görüyoruz. Sadece yurtiçindeki dönüşler bu yönde değil, diğer ülkelerdeki ziyaretlerimizde, katıldığımız uluslararası toplantılarda aldığımız geri dönüşler de bu yönde. Çünkü Türkiye’deki un fabrikaları, uzun yıllardır aldıkları taleplere ya da uluslararası ticarette istenen standartlara uygun un üretmeyi, ürettikleri unları su kaldırma kuvvetini, direncini, fırındaki davranışlarını farinograf, ekstensograf, alveograf gibi uluslararası standartları taşıyan sonuçları dünyaca kabul görüp onaylanmış cihazların analiz dokümantasyonuyla birlikte sunmayı başarabiliyorlar. Bunu da sahip oldukları laboratuvarlar sayesinde gerçekleştirebiliyorlar.

Keza bugün Türkiye’de, çok sayıda unlu mamul üreten global firma zincirleri var. Bu global firmaların merkezi genellikle Amerika ve Avrupa olmakla birlikte Türkiye’de ürünlerinde Türk unu kullanıyorlar. Çünkü Türkiye’deki değirmencilerin istedikleri standartlardaki unu onlara sunabilme kapasitesi var.
Bütün bunların yanı sıra tüketici de bilinçleniyor ve aldığı unun hangi nihai ürün için olduğuna bakıyor. Dolayısıyla artık ürün çeşitliliği de son derece önemli. Bu çeşitlilikle birlikte ekonomik açıdan artı değeri yüksek ürünler geliştirmek de bir başka konu olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunları geliştirebilmenizin yolu da yine bir laboratuvar altyapısında geçiyor. En iyi kaliteye sahip ürünü, en uygun maliyetlerle nasıl elde edebileceğimizi yine laboratuvarda yaptığımız çalışmalarla belirleyebiliyoruz.

Tüm bunlara baktığınızda aslında sattığımızın sadece bir cihaz olmadığını göreceksiniz. Bütün bunlar bir ürünü, bir müesseseyi geleceğe taşıyan ve mutlaka yapılması gereken yatırımlar.

Cihazlar ya da bir laboratuvar tek başına yeterli mi peki? Bu cihazları kullanacak insan kaynağı da önemli bir konu olsa gerek?
Kesinlikle. Laboratuvar dediğiniz şey sadece cihazlardan oluşmuyor. Geleceğe yönelik yapılan laboratuvar yatırımının bir parçasını cihazlar oluştururken önemli bir parçasını da bu cihazları kullanacak uzman, eğitimli insan kaynakları oluşturuyor. Bir laboratuvar için cihazların verdiği analiz raporlarını anlayabilecek, yorumlayabilecek ve doğru kararları alabilecek iyi yetişmiş uzmanlar olmazsa olmazlardandır.

Peki Türkiye’de bu personeli yetiştirecek öğretim kurumları, buna uygun bir eğitim sistemi var mı?
Üniversitelerin bu konuyla ilgili eğitim veren bölümleri var. Buralardaki eğitime destek olan özel sektör firmaları var. Yani öğrenmek isteyen, gönül veren ve sabırlı olan herkes için laboratuvar süreçlerini öğrenebilecekleri bir eğitim sistemi var. Ancak eğitim ya da öğrenme hiçbir zaman kısa süreli bir akademik süreç gibi düşünülmemelidir, bu ömür boyu devam eden bir süreçtir. Hayatınızın son anına kadar sürekli yeni bir şeyler öğrenebilirsiniz. Her şeyi bildiğiniz noktada zaten hayat biter.

Biraz da temsilciliğini yaptığınız cihazlardan bahsedelim. Anamed & Analitik Grup denildiğinde aklımıza ilk gelen marka Brabender. Ancak sizin çok sayıda başka temsilciliğiniz de var. Biraz bunlardan bahseder misiniz?
İlk olarak Brabender’ı düşünmeniz çok doğal. Çünkü değirmencilik ve fırıncılık endüstrisinde öne çıkan markamız Brabender. Uluslararası platformda bir standardı temsil eden, ICC gibi önemli kuruluşlar tarafından onaylanmış bir marka olan Brabender, numune hazırlama, kalite kontrol, Ar-Ge için geniş bir cihaz yelpazesi sunuyor. Ayrıca laboratuvar değirmenleri, öğütücüleri var. Brabender’ın yanı sıra Büchi AG markamız var. Büchi yaş kimya olarak bilinen alanda hizmet veriyor ve protein, yağ gibi analizler için cihazlar üretiyor. Çikolata grubunda uluslararası platformlarda kabul görmüş ve Türkiye’de de tercih edilen bir marka olan Haake’nin temsilciliğini yapıyoruz. Bu markanın ürünleri arasında reometreler ve vizkozimetreler var. Elga firmasının su sistemleri var. Milestone firmasının hızlı yakma, mikrodalga sistemleri var. Bunların dışında sakkarimetre, polarimetre, refraktometre gibi şeker endüstrisine yönelik cihazlarımız var. Özel numune hazırlama sistemleri için çalıştığımız firmalar var. Bütün bu saydığım marka ve sistemler gıda grubu içerinde yer alan temsilciliklerimiz. Bunların dışında bir de kimya grubunda yer alan marka ve cihazlar var.

Temsilciliğini yaptığınız firmaların servis ve yedek parça gibi tüm hizmetlerini de doğrudan siz mi sunuyorsunuz?
Evet, sattığımız bütün cihazların arkasındayız ve bu cihazların servis, bakım-onarım, yedek parça gibi tüm hizmetlerini elimizden gelen en iyi şekilde kendimiz yapıyoruz. Şirketimizde satış mühendisinden çok servis mühendisimiz var. Zamanında müdahale etmek ve müşterimizi zor durumda bırakmamak için bu konuya özel bir önem veriyoruz.

Kaldı ki bu cihazlar için tüm bu hizmetleri, ülkemiz için vermek zorundayız. Firmalarımızın büyük yatırımlar yaptığı bu cihazlar, ülkemize değer katmak, geleceğimize yön vermek için geliyor. Bu cihazların satış sonrası verimli bir şekilde çalışmaması gibi bir lüksümüz yok. Elbette zaman zaman aksilikler, bizi aşan gecikmeler, vs. olabiliyor. Ama grup olarak amacımız bu ülkeye getirdiğimiz her cihazı amacına uygun çalıştırmak, bakımını-onarımını yapıp kullanım ömrünü uzatmak ve analiz sonuçlarının doğruluğunun tekrarlanabilirliğini sağlamak. İşimiz sadece cihaz satmak değil, cihazı satın alacak müessesenin geleceğe yönelik yatırımlarını en iyi şekilde sürdürmesine katkı sunmak… Bu bilinçle çalışıyoruz.

Peki bir laboratuvar cihazının yaklaşık ömrü kaç yıldır? Kaç yıl boyunca bu cihazlar için yedek parça ve sarf malzemesi temin edebiliyorsunuz?
Uluslararası kriterlere uygun olarak geliştirilen cihazlar için belirlenen süre 10 yıldır. Yani bu cihazları üreten firmaya lisans veren yetkili kuruluşlar, üretimden kalktıktan 10 yıl sonraya kadar firmalara bu cihazlar için parça sunma mecburiyeti getirmektedir. Son yıllarda bu süre 7 yıla kadar düşürüldü ancak hala çoğu üretici 10 yıl olarak sunuyor. Ancak elbette bunlar sadece standart. Ben 1950’li yıllarda uluslararası bir gıda örgütü tarafından Türkiye’ye satılmış ve halen çalışan cihazlar gördüm. Bu cihazlar mekanik olduğu için daha uzun ömürlü olabiliyorlar. Bazı firmalar hala bunların yedek parçasını veriyor.

Melek hanım temsilciliğini yaptığınız markaların güvenilir olması, kaliteli ürünler sunması, belirli konularda kendini dünya genelinde kanıtlamış olması, sizin başarınız için yeterli mi? Temsilciliğini yaptığınız markaları seçerken özel kriterleriniz var mı?
Geçmişe göre çok değişen değerler var, hatta kaybedilen… Temsilciliğini yaptığınız birçok firmadan sadece 4-5 tanesi zor gününüzde yanınızda yer alıyor. Örneğin; Türkiye’nin uluslararası politikası değiştiğinde, temsil ettiğiniz firmalarda da olumlu veya olumsuz değişimler görülebiliyor. Bazen ucuz iş gücü çalıştıran firmalarla karşılaşıyoruz. Bazen bölge müdürü unvanıyla gönderilen yetkilinin hiçbir konuda bilgisi olmadığını, tek derdinin cihaz satmak olduğunu görüyoruz. Benzer birçok hikayemiz var. Örneğin; geçmişte 20-25 yıl boyunca çok düzgün bir şekilde çalıştığımız bir firmanın, haberimiz dahi olmadan satıldığını öğreniyoruz ve akabinde sarf malzemesi, yedek parça, hizmet gibi konularda sıkıntılar yaşamaya başlıyoruz. Bizim böyle bir mantalite ile çalışmamız mümkün değil. Bu tip nedenlerle temsilciliğini yapmayı bıraktığımız firmalar var. Amacı sadece ülkemizi sömürmek olan bir firmayı, markayı şirket değerlerimiz kaldıramaz.

Halihazırda birlikte çalıştığımız firmalarla şuan için bu tip sorunlarımız yok ancak bu tip durumlarda biz kendi doğrularımız ve değerlerimiz çerçevesinde gerekli önlemleri alıyoruz.

Dolayısıyla temsil ettiğimiz markaların gücü, başarısı, kalitesi elbette ki çok önemli ama tek başına yeterli değil. Doğru çözümleri Türkiye’ye getirmek, bir temsilci olarak bu çözümlerin arkasında durmak ve teknik servis hizmetlerini en iyi şekilde sunmak, bizim işimiz. Bizi başarılı kılan da bu yaklaşımımız.

Laboratuvar cihazlarıyla ilgili önemli bir bilgi birikimine ve altyapıya sahipsiniz. Bu altyapıya ve bilgiye sahipken neden bu cihazların üretimini gerçekleştirmiyorsunuz?
Elbette ki elimize birçok cihaz ulaşıyor ve bunlar hakkında önemli bilgilere sahibiz. Bu cihazlar için cezai müeyyideleri olan çok önemli gizlilik anlaşmalarımız var. Ekibimizde yer alan tüm çalışma arkadaşlarımızın bu gizlilik anlaşmalarında imzaları var. Peki biz bu cezai müeyyidelerden mi korkuyoruz? Aslında hayır, neden kesinlikle bu değil. Neden, etik bir duruş sergilemek ve hem ticari ahlak hem kişisel ahlaki değerler. Biz duruşumuzu ve değerlerimizi koruyarak iş tanımımıza uygun hizmet vermekteyiz.

Evet, siz üretmiyorsunuz ancak Türkiye’de de kalite kontrol cihazları üretimi yapan birçok firma var. Sizce bu firmaların geliştirdiği teknolojilerin dünya genelinde pazarlanabilmesi, bu firmaların uluslararası ölçekte başarı kazanması için neler yapılması gerekiyor?
Onları da yakından takip ediyorum. Gerçekten başarılı olan üreticiler var ama yeterli değil. Zamanında şunu söylemiştim ve hala da bu söylediğimin arkasındayım; “Uluslararası platformda otoriteler tarafından kabul görmüş, akredite olmuş, uluslararası ölçekte patent almış cihazlar üretin, ürettiğiniz anda cihazlarınızın Avrupa’daki satıcısı ben olacağım.”
Bakın, bugün Türkiye olarak un ihraç ediyoruz. Bunu yapabilmemizin en önemli nedeni ise standartları oturtabilmemiz, belli kriterleri yerine getirecek altyapıya sahip olmamız ve bunu da dokümantasyonuyla birlikte sunabilmemiz. Un için başardığımız bu şeyi cihazlar için de başarabilirsek, istediğimiz her yere ihraç edebiliriz. Ancak tüm bunları yaparken öncelikli amaç para kazanmak olmamalı. Çünkü bu işler gerçekten çok büyük ve önemli yatırımlar gerektiriyor. Bugün uluslararası platformlara çıkmak, global ölçekte bir patent almak, ar-ge çalışmaları yapmak ciddi bir maliyet. Ama bunları başarabilirseniz, var olabilirsiniz.

Biraz da yeniliklerden bahsedelim. Yakın zamanda piyasaya sunacağınız yenilik var mı ya da şuan gündeminizdeki önemli sayılabilecek yenilikler arasında neler var?
Evet, önemli bazı yeniliklerimiz var. Bu yeniliklerden özellikle iki tanesi, gerçekten bir teknolojik değişimi ifade ediyor. Bunlardan biri 5 yıldır üzerinde çalıştığımız Brabender GlutoPeak cihazı. Avrupa’da 10 yıldır bu cihaz çalışıyor. Piyasaya sunmadan önce 5 yıldır biz de kendi çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu cihaz, 3 dakika gibi kısa bir sürede unların reolojik özelliklerini ölçerek ekmeklik mi, bisküvilik mi, baklavalık mı, gofretlik mi olduğunu ortaya koyabiliyor. Bu kadar hızlı bir şekilde sonuç veren, eşdeğer başka bir cihaz henüz yok. Cihazın Türkiye’deki araştırma enstitülerinde denemelerini yaptık, sonuçlarını aldık ve şuanda da Türkiye’deki genel standart kalibrasyonunu oluşturmaya çalışıyoruz.

Bir diğer yeniliğimiz proseste, yani üretim esnasında hızlı bir şekilde kalite kontrol analizi yapan Online NIR dediğimiz cihaz… Bu cihaz, yağ, un ve yem de dahil olmak üzere tüm gıda ürünlerinde kullanılabiliyor. 2 yıl içinde 5’e yakın yerde bu cihazı kurduk, kullanıcılara gerekli eğitimleri verdik, testleri yapıp sonuçlarını değerlendirdik ve uygun olduğunu kanıtladık. İDMA Fuarı’nda da sergilediğimiz bu cihaz, çalışma prensibi ve teknolojisi açısından muadili olarak tabir edilen cihazlardan çok çok faklı.

Anamed olarak Türkiye’ye artı değeri yüksek ürünler geliştirmeye imkan tanıyan çözümler sunmak, odaklandığımız konulardan biri. Son zamanlarda yaygınlaşmaya ve değer kazanmaya başlayan vegan beslenme de bence bu alanlardan biri. Bu yüzden hem vegan ürünlerin ar-ge ve laboratuvar çalışmalarının hem üretiminin yapılabileceği bir ekstrüzyon cihazı üzerinde çalışıyoruz. Önemli bir yenilik olan bu cihaz sayesinde vegan beslenen, et yemeyen ama tavuk etini ve et kokusunu seven tüketiciler için ürün geliştirebiliyorsunuz. Şöyle ki; nişasta,  unu ve et aromasını karıştırarak ekstrüzyona veriyoruz ve ortaya bu tüketicilere uygun bir atıştırmalık ürün çıkıyor. Son derece değerli ve farklı olan bu vegan ürün, ekstrüzyon cihazının maliyetini 1 saatte ürettiği 10 kilo ürün ile 1 yılda karşılayabiliyor.

Tüm bu yeniliklerin dışında değişen, gelişen cihazlar, modeller de var. Bunları da yakından takip ediyor ve gerekli çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yeni cihazlarla ilgili Türkiye’de kendi çalışmalarınızı yaptığınızı belirttiniz. Türkiye’ye getirdiğiniz tüm cihazlarda bu çalışmaları yapıyor musunuz?
Evet, Türkiye’ye ilk kez gelecek her yeni cihaz için mutlaka bu çalışma yapılıyor. Bugün piyasada kullanılan cihazlarımızın hemen hemen hepsi, geçmişte Türkiye’de denenmiş ve belirli testlerden geçmiştir. Örneğin; 2000’li yılların başında Türkiye’de NIR cihazlarının altyapısını oluşturmuştuk. Laboratuvarımızda Türkiye için standartlar oluşturmanın ve testler yapmanın yanı sıra otorite kabul edilen yerlerde de testler gerçekleştiriyoruz.

Bu şirketin kuruluşunu gerçekleştiren ve alanlarında uzman isimlerden oluşan ilk jenerasyon, bu işe çok bilinçli bir şekilde başlamış ve bu kültürü oluşturmuşlardı. Biz de bayrağı onlardan devraldık ve yolumuza onların izinden devam ediyoruz.

Günümüzde dijital ya da online sistemler artık daha çok gündemde. Sizin cihazlarınızda da anladığımız kadarıyla bu konularda önemli çalışmalar, geliştirmeler var… Biraz bunlardan bahseder misiniz?
Evet, dijitalleşme ile ilgili çalışmalar var. Örneğin; laboratuvarda yaptığınız analizlerin sonuçları cep telefonunuza, arabanızdaki kontrol paneline ya da evinizdeki bilgisayarınıza gelebiliyor. Cihazlarda bu tür özellikler var. Ancak ben bunları gerçek bir yenilik olarak görmüyorum. Üstelik bu tür opsiyonlar bambaşka bir altyapı gerektiriyor. Örneğin; 2000’li yıllarda bir kuruluşun şubelerine kurduğumuz hızlı protein tayin cihazları bir telefon hattı ile merkez ana laboratuvara bütün sonuçları gönderebilecek özelliğe sahipti. Evet, cihazlarda bu özellik vardı ama bu cihazları kurduğumuz şubelerde alt yapı, yani telefon hattı yoktu. Alt yapı olmadığı sürece cihazlardaki bu özellikler kullanılamıyor.

Türkiye’deki un fabrikalarının çoğunda son derece gelişmiş laboratuvarlar bulunuyor. Üstelik laboratuvar teknolojilerinde de her gün yeni modeller çıkmıyor. Bütün bunlar çalışma alanınızı, pazarınızı ve iş yapma potansiyelinizi kısıtlamıyor mu?
Türkiye, gelişimini henüz tamamlamadı. Laboratuvarı olmayan firmalar var, yeni açılan firmalar var, yurtdışına yönelik iş yapmaya yeni başlayan firmalar var, üniversiteler var, özellikle de yeni kurulanlar… Tabi bir de eski cihazların yenilenmesi gerekiyor. Dolayısıyla pazarımızın sınırlı olduğunu düşünmüyoruz. Ayrıca grup olarak sadece un sanayisine de çalışmıyoruz. Gıda, kimya ve hayat bilimleri olmak üzere 3 bölümümüz var. Kimya grubunda satılan cihazlarla gıda bölümünde satılan cihazların teknik açıdan farklılığı yok ama kullanım amaçları değişiyor. Bir sektörde bu cihazlarla un hamuru incelenirken, diğer sektörde plastik hamuru inceleniyor. Bu nedenle daha geniş bir yelpazede hizmet verme şansı buluyoruz.

Bir de açıkçası firma olarak çok büyük kazançlar peşinde koşmuyor, yolumuza olabildiğince mütevazi bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz. Biz bölgemiz için önemli bir iş yapıyoruz ve amacımız çok para kazanmak değil, düzgün çalışmak, ülkemizin teknolojik gelişimine uzmanlık konularımızla hizmet etmek. İşimiz ile ruhsal ve gönül doygunluğumuz çok fazla, huzurlu ve de gururluyuz.

Sizinle konuşurken laboratuvar cihazlarına yapılan yatırımların aslında geleceğe yapılmış yatırımlar olduğunu vurguladınız. Peki işletmeler geleceğe yatırım yaparken nelere dikkat etmeli? Yatırım yapacağı laboratuvar cihazlarını seçerken hangi kriterleri gözetmeli?
Dünya genelinde ne yazık ki alıcıların büyük bir kısmı, öncelikle cihazların fiyatlarına, yani maliyetlerine bakıyor.  maliyetinin öne çıktığı bir teknoloji ile işe başlamak ya da böyle bir mantalite ile teknoloji seçmek çok tehlikeli. Ben, bu şekilde yapılan yatırımların sonucu olarak yıllar içerisinde yüzlerce cihazın çöp olduğunu gördüm. Bu tür yanlış yatırımlar sadece bir cihazın çöp olmasının yanı sıra zaman zaman çok daha büyük zararlara da yol açabiliyor.

Her tüketici gibi firmaların da yatırım yaparken fiyat-performans değerlendirmesini çok iyi yapması gerekiyor. Yani cihaz seçerken fiyattan önce cihazın amaca ne kadar uygun olduğuna bakmalılar. Özellikle uzun vadedeki getirileri hesaplanmalılar. Cihazın ömrü, arkasındaki güç, bilinirliliği ve uluslararası ölçekte kabul görme durumu, bulunduğu ülkeye sağladığı uyum ve referansları değerlendirilmesi gereken başlıca kriterler olmalı. Aynı şekilde arkasındaki servis ve yedek parça hizmeti de göz önüne alınmalı. Bütün bu kriterler değerlendirildikten sonra satın alma maliyetine bakmak, yatırımcılar için çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yatırımın, sürdürülebilir bir kaliteyi sağlayabilmesi aynı zamanda doğru insana yatırımla olacaktır. Bu nedenle insan faktörü de yatırım için önemli bir kriterdir. Eğitimin, bilgi ve görgünün arttırılması için gerekli yatırımların yapılması gerekir.

Genel Müdürümüz Melek Malkoçun Miller dergsine vermş olduğu  Laboratuvar Yatırımı mı, Gelecek Yatırımı mı   röpartajını gururla paylaşıyoruz.

Mayıs'da İDMA fuarındayız !

24 Mar 2017

Anamed & Analitik, Gıda Teknolojileri Grubu olarak 4-7 Mayıs'da İstanbul Expo Center Hall 2 B12'de görüşmek üzere...
 

Mayısda İDMA fuarındayız

Anamed & Analitik Grup Turkchem’de Ziyaretçileri ile Buluştu

16 Mar 2017

Anamed & Analitik Grup, 10 - 12 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası Kimya Sanayi Fuarı Turkchem’de ziyaretçileri ile buluştu.

Kimya sanayisine yönelik olarak bu yıl yedincisi düzenlenen Turkchem 2016 Fuarı, farklı sektörlerden birçok firmayı bir araya getirdi. Katılımcı ve ziyaretçi istatistikleriyle Türkiye’nin yanı sıra dünyada da kabul görmüş ve takip edilen sayılı etkinliklerden biri olan Turkchem Eurasia Fuarını yedinci kez katılımcı olan Anamed & Analitik Grup, 63 metre kare alanda yer alan standında ziyaretçileri ile buluştu.

 

Anamed  Analitik Grup Turkchemde Ziyaretçileri ile Buluştu

ELGA HPLC ve UHPLC için Ultra Saf Suyun Önemi

3 Oca 2017

Yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC), çok sayıda ayrı özelliklerdeki bileşenleri ayırmak, tanımlamak ve miktarını belirlemek için kullanılan çok güçlü bir analitik tekniktir.

HPLC mobil fazları, organik çözücüleri ve standartları sağlama ihtiyacı büyük ölçüde kabul edilmiş olan en yüksek saflık derecesidir, buna rağmen kromatografik performans üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilecek olan su kalitesi kabul edilmiştir.  Analitik hızı ve duyarlılığı arttırmak için 2 µm’a kadar partikül ve yüksek basınçlar kullanan bir teknik olan, çok yüksek performanslı sıvı kromatografisi (UHPLC) için su kalitesi çok önemlidir.

Detaylı bilgi için HPLC ve UHPLC için Tip I Ultra Saf Suyun Önemi dökümanını inceleyebilirsiniz. 

ELGA HPLC ve UHPLC için Ultra Saf Suyun Önemi

PCR Çalışmaları için Biyolojik Olarak Kirliliklerden Arındırılmış Ultra Saf Su

3 Oca 2017

PCR tekniklerinin gelişmiş biyomedikal ve forensik uygulamalar aracılığıyla genomik araştırmalardan, genetik materyalin güçlendirmesi için olan canlı bilimine kadar çok yaygın bir kullanımı vardır. 

Oligonükleotidlerin bozulmasına sebep olabilecek olan nükleazlardan (DNase, RNase) arınmış reaktiflerin ve çözeltilerin ihtiyacı, sularla taşınan kirletici maddelerin etkisi nadiren dikkate alınmasına rağmen, büyük ölçüde tanınmıştır. Sularla taşınan kirletici maddeler test sonuçları ile ilgili problemlere sebep olabilir. Bu yüzden suyun, sularla taşınan kirletici maddelerden arınmış olması gerekliliği çok önemlidir.

PCR Çalışmaları için Biyolojik Olarak Kirliliklerden Arındırılmış Ultra Saf Su

YENİ Büchi R-300 Rotary Dinamik Rotary Evaporatör Seti

3 Oca 2017

BÜCHİ R-300 Dinamik Rotavapor ® Platformu
Merkezi Kontrol, Uzaktan İzleme ve sizin için daha fazlası. Büchi R-300 Rotavapor® Dinamik Serisinin tüm işlem parametreleri I-300 ve I-300 Pro tarafından kontrol edilir. 

Dönme hızı, sıcaklık (ısıtma, soğutma ve buhar sıcaklığı) ve basınç parametreleri mükemmel şekilde senkronize olarak ideal distilasyon sürecini tasarlar. Bu sayede konforunuz ve verimliliğiniz üst seviyeye ulaşır.Sayısız yeni özellik için Büchi R-300 Rotavapor® Dinamik Serisini keşfedin...

YENİ Büchi R300 Rotary Dinamik Rotary Evaporatör Seti