İmmünokimya Uygulamaları İçin Pirojensiz Su

İmmünokimyanın başlıca uygulamalarından biri, ELISA, immünositokimya ve immünohistokimya gibi tekniklerde biyomoleküllerin işaretlenmesi ve tespit edilmesi amacıyla antikorların kullanılmasıdır. Bu yöntemler, yaşam bilimlerinde geniş bir uygulama alanına sahiptir.

İmmünokimya Nasıl Çalışır?

İmmünokimya iki temel alana ayrılabilir: bağışıklık sisteminin özellikleri, işlevleri ve etkileşimlerine yönelik araştırmalar ile diğer biyomoleküllerin işaretlenmesi ve tespit edilmesi amacıyla antikorların kullanılması. Burada, yaşam bilimlerinin çok çeşitli uygulamalarında kullanılan lateral akış testleri, ELISA, immünositokimya (ICC) ve immünohistokimya (IHC) gibi analiz teknolojilerindeki antikor kullanımına odaklanacağız.

İmmünokimyasal tespit teknolojileri, antikorlar ile antijenler arasındaki etkileşime dayanır. Analiz tasarımına bağlı olarak antikor, tanıma elemanı veya tespit edilmesi hedeflenen molekül olabilir. İmmünoanalizlerden elde edilen çıktılar da önemli ölçüde değişiklik gösterir. Bunlar; sıvı numunelerde absorbans, floresans veya lüminesansın doğrudan ölçülmesinden, renkli veya floresan işaretleyicilerin mikroskop altında görüntülenmesine kadar uzanır.

İmmünokimya Ne İçin Kullanılır?

İmmünoanalizlerin en yaygın bilinen türlerinden biri; gebelik testlerinde, çok çeşitli insan ve hayvan hastalıklarının tespitinde, gıda güvenliği uygulamalarında ve çevresel testlerde kullanılan basit kolorimetrik lateral akış analizidir. Bu testler düşük maliyetlidir, kolay uygulanabilir, çoğu zaman laboratuvar ortamı dışında da gerçekleştirilebilir ve idrar, kan, tükürük, ter ve su numuneleri gibi çok çeşitli sıvılarla çalışabilir.

ELISA, en yaygın immünoanaliz türüdür ve laboratuvar ortamında çok çeşitli biyomoleküllerin tespit edilmesi amacıyla yaygın olarak kullanılır. İn vitro tanı testlerinin (IVD) önemli bir bölümü, saf kimyasal tekniklerle karşılaştırıldığında daha yüksek hassasiyet ve seçicilik sunmaları nedeniyle immünoanaliz teknolojilerine dayanır.

İmmün boyama, laboratuvarlarda hem araştırma hem de tanı amacıyla kullanılan diğer önemli tekniktir. Bu yöntem, ilgilenilen bir proteinin (antijenin) ifade edilip edilmediğini belirlemek amacıyla hem tek tek hücrelerin incelenmesinde (immünositokimya) hem de bütün dokuların incelenmesinde (immünohistokimya) kullanılır.

İmmünokimya Teknikleri Neden Kullanılır?

İmmünokimyasal testlerin temel avantajı, kimyasal veya fiziksel analiz yöntemleriyle tespit edilmesi zor olan ve birbirleriyle yakın ilişki gösteren biyomolekülleri tanıyabilme ve birbirinden ayırt edebilme yeteneğidir.

Suyun İmmünokimya Üzerindeki Etkisi Nedir?

İmmünokimya tekniklerinde su; numune ve reaktif hazırlığının yanı sıra lateral akış ve ELISA testlerinin tespit aşamalarında da kullanılır. Bu nedenle, antikorların kararlılığının bozulmasını veya antikor-antijen bağlanmasına doğrudan müdahale edilmesini önlemek için reaktif hazırlama ve numune işleme süreçlerinin tamamında yüksek kaliteli su kullanılması gerekir. Bu etkilerin her ikisi de doğruluğun azalmasına veya hatalı sonuçların elde edilmesine yol açabilir.

Sudaki Hangi Kirleticiler İmmünokimya Sonuçlarını Etkileyebilir?

İmmünokimya tekniklerinin performansını etkileyen başlıca safsızlıklar bakteriler ve bakteriyel yan ürünlerdir. Organik maddeler, iyonlar ve partiküller de daha düşük ölçüde etkili olabilir.

1. Bakteriler ve Bakteriyel Yan Ürünler

Sudaki bakteriler, immünoanaliz performansını çeşitli şekillerde etkileyebilir. Klinik tanı laboratuvarlarında kullanılanlar gibi büyük ve otomatik ELISA işleme sistemlerinde bakteri birikmesi, sıvı akış yolu boyunca tıkanmalara veya tortulara neden olabilir. Bu durum, sıvı transferlerinin doğruluğunu ve yıkama sistemlerinin verimliliğini azaltır.

Bakteri üremesinin reaksiyon karışımlarının opaklığını artırması, kolorimetrik, floresan veya lüminesans sinyallerin tespitini de etkileyerek hassasiyeti düşürebilir ve numuneler ile reaktiflerin kararlılığını azaltabilir. Ayrıca analiz tasarımına bağlı olarak, analiz kimyasına veya antikor-antijen bağlanmasına doğrudan müdahale edebilen çeşitli bakteriyel yan ürünler bulunmaktadır.

Örneğin, buzağı bağırsağı alkalin fosfatazı, amplifikasyon kaskatlarında ve tespit enzimi olarak yaygın biçimde kullanılır. Bu nedenle, alkalin fosfataz salgılayan bakterileri içeren suyun kullanılması düşük bir sinyal-gürültü oranına ve dolayısıyla hassasiyetin azalmasına yol açar. Bakteri hücreleri mikroskop altında da görülebilir ve doku lamlarında artefaktlar oluşturabilir.

2. Organik Maddeler

Çeşitli organik maddeler, analiz performansına ve tespit işlemine doğrudan veya dolaylı olarak müdahale edebilir. Bu durum çoğu zaman öngörülemeyen ve tutarsız sonuçlara yol açar.

Örneğin, poliaromatik ve heterosiklik bileşikler, tespit antikorlarına sıklıkla bağlanan floresan boyalarla benzer dalga boylarında doğal floresans gösterebilir ve önemli düzeyde arka plan “gürültüsü” oluşturabilir. Organik maddeler ayrıca bağlanma sürecine müdahale edebilir, enzimleri inhibe edebilir veya bakterilere besin sağlayarak bakteriyel çoğalmaya yol açabilir.

Toplam Organik Karbonun (TOC) İzlenmesi, yüksek saflıktaki su standartlarının korunması açısından kritik bir adımdır. Bu izleme, hassas analitik işlemler boyunca reaktiflerin ve numunelerin kontaminasyondan korunmasına yardımcı olur.

3. İyonlar

Etkili antijen-antikor bağlanması için optimum pH seviyesinin korunması gereklidir. Bu nedenle, pH dengesini bozabilecek iyonların varlığı en aza indirilmelidir. Ayrıca metal iyonları boya bağlanmasını, absorpsiyonu veya floresansı artırabilir ya da engelleyebilir ve tutarsız sonuçlara neden olabilir.

4. Partiküller

Pipetleme işlemleri sırasında partiküllerin ve silika tortularının bulunması, iğnelerin veya manifoldların tıkanmasına neden olabilir. Bu durum, reaktiflerin ve numunelerin tutarsız biçimde eklenmesine yol açarak analizlerin tekrarlanabilirliğini ve hassasiyetini azaltabilir. Partiküller ayrıca doku lamlarında artefaktlar oluşturarak ICC ve IHC sonuçlarının yorumlanmasını zorlaştırabilir.

İmmünokimya İçin Su Özellikleri Nelerdir?

İmmünokimya için gerekli su saflığı, hem kullanılan tekniğe hem de uygulamaya bağlıdır. Daha düşük hassasiyete sahip laboratuvar uygulamalarında genellikle Tip II su önerilir. Ancak klinik uygulamalarda, laboratuvar testlerinin herhangi bir aşamasında kullanılan tüm suların en az CLSI tarafından belirtilen Klinik Laboratuvar Reaktif Suyu (CLRW) standardını karşılaması gerekir.

Ayrıca doğru ve tekrarlanabilir sonuçlar elde edilmesi için immünoanaliz cihazlarına beslenen su, cihaz üreticisinin belirlediği özellikleri karşılamalıdır. Bu gereklilikler CLRW standartlarından daha katı olabilir. İmmünositokimya gibi teknikler son derece hassastır ve girişimleri önlemek için en yüksek saflık düzeyindeki ultra saf suya (Tip I+) ihtiyaç duyar.

Su Türü Özdirenç (MΩ·cm)* TOC (ppb) Filtre (µm) Bakteri (CFU/mL) Endotoksin (EU/mL) Nükleaz Su Sınıfı
Genel laboratuvar >5 <500 <0,2 <1 Uygulanamaz Uygulanamaz Tip II
CLRW/CLSI >10 <500 <0,2 <1 Uygulanamaz Uygulanamaz Tip I
Ultra Saf Su 18,2 <5 <0,2 ≪1 <0,01 Tespit edilmedi (ND) Tip I+

ELGA, İmmünokimyaya Yönelik Su Saflığı Sorunlarını Nasıl Çözer?

ELGA’nın uzmanlığı ve uzun yıllara dayanan itibarı sayesinde deneyimli ekibi, müşterilerin uygulamaları için gerekli su saflığı düzeyini belirlemelerine yardımcı olabilir. Şirket, genel ve klinik laboratuvar uygulamalarına yönelik çeşitli su saflaştırma sistemleri sunmaktadır. Bu sistemlerin her birinin kendine özgü avantajları ve sınırlamaları bulunmaktadır.

Örneğin, CENTRA® merkezi saflaştırma ve dağıtım sistemleri serisi, klinik laboratuvarlarda büyük miktarlardaki saf suyun üretilme, depolanma ve dağıtılma biçiminde önemli bir dönüşüm sağlamıştır.

CENTRA R-200; saatte 200 litre kapasiteli ters ozmoz modülü ve 0,2 µm filtreleriyle Tip I (ultra saf), Tip II ve Tip III saf su sağlayan eksiksiz bir su saflaştırma, depolama, kontrol ve dağıtım sistemidir.

Sonuç

İmmünokimya çok çeşitli teknikleri kapsar ve kesin su gereksinimleri, amaçlanan uygulamaya göre belirlenir. Düşük bakteri içeriği ve bakteri üremesini en aza indiren bir sistem tasarımı özellikle kritik özelliklerdir.

Genel laboratuvar uygulamalarında antijen-antikor bağlanmasına müdahale edebilecek safsızlıklardan kaçınılması önemlidir. ELISA ve IHC sonuçlarının doğruluğunun etkili hasta yönetimi açısından hayati önem taşıdığı klinik ortamlarda bu gereklilik daha da önem kazanır.

İmmünositokimya ve immünohistokimya, en yüksek saflık düzeyindeki suya ihtiyaç duyabilir. ELGA’nın geniş su saflaştırma sistemi portföyü, dünya genelindeki laboratuvarların immünoanaliz tekniklerini en yüksek hassasiyet ve tutarlılık standartlarında gerçekleştirmelerine yardımcı olur.

Kaynak:https://www.elgalabwater.com/immunochemistry